__ÖZGÜR ERDEMCİ__
MÜŞADİYE
13/12/2009
Selamünaleyküm
Sabır sözcümüz ,güzel insan ozan abi sıcak bir merhaba ile başlarken umut kapısı programında buluşan tüm yürekleri selamlıyorum.Bazi zamanlar vardır ki insan nefes almakta bile zorluk çeker ozan abi bayram öncesinde Bingöl de mahkemem vardı en az 10 yıl beklediğim mahkemeden beraat ettim ve mahkemeyi kazandım.Ama çok çok büyük değerler kaybettim o yüzden bu gece çok ama çok doluyum.Umarım bu yazdıklarımı başta annem ve yakınlarım dinler….
Saçları beyazlaşmış keşişler dört duvarda sessiz ve düşünceli,ellerde bir tesbih ağ4ır ağır ölçülür zaman,belirsiz bir yakının var olduğu zaman tüketilir…Özgür çocuk hücresinde tek başına ,genç keşiş hayal atlasının beyaz çoğrafyasında özgürlüğü çiziyorum siyah geceye.esaretin ve sabır duvarlarının şerefine tükürüyorum.
Yine hücremde anılarımla çoğalıyorum ve anılarımla geleceğe ilerliyorum yep yeni bulutların altında dolaşıp daha derinden soluyorum.Rüzgarın sağanağına yakalanıp yaşlı çınar ağaçlarının arasından sıyrılan ışık yolunu buluyorum durmadan yükselen ayın aydınlığında bahar türkülerini söyleyip,kışı zılgıtlıyorum buram buram..insanoğlu kendi gerçeğinden kaçar devamlı . ,bende kaçtığım gençliğime kanayan yarama,Bingöl,e yürüyorum.
Düşlerimde gerçek olan bingölle,çağlıyorum kuşların kanat çırpınışı dört yıl camiasını ,Bingöl genç murat köprüsünün akıntısını bir yüzü lice,ye bir yüzü haneye bakan genç kavşağında oynayan trafik oyunlarını düşülüyor ve özlüyorum.
Bingöl sokaklarında aşk gözü ile gezdiğim caddeleri uydu kent uzun savat,a gittiğimdeki heyecan çığlıklarını yeni mahalle havuz başında çektiğim düğün halaylarını ,uydu kent anaokulunda oynayan çocukların cıvıltılarını ağaç eli köyünde bulunan rahmetli . aliş,imin mezarında çoğalıyorum bu gece,isyan ediyorum.bu gece ,gece sarhoş ,bu gece muş şehri beni boğuyor,bu ne aşka benzer ne ölüme,bu acı başka bir acı,bu dert başka bir dert,umutların kovalayan ve bin türlü yakalayamayan yürekleri,sevgiyi ve sevgisizliği kendime özgür çocuğa bile itiraf etmeye korktuğum kanayan yaramı yarım kalan türkümü söylüyorum.
İflah olmaz bu acımla bir dörtlük düşünüyorum geceye kelimelerde
Bingöl şehri olmasa
Gökyüzü inmez kara hücreme
Bingöl,ün gülüşü olmasa
Duvarlar solumaz gözlerimde
Bingöl,ün acısı olmazsa
Ben adam olmam.
Hücremdeki hüzün bulutları altında ,özgürlüğün resmini çizerken elimdeki mizrapla bağlamaya vurdukça gülüm yaralı y,yaralı şarkımın çaldığı büyük bir yağmur bulutu yürüyor tüm benliğime..gözlerimi açıp öylece kalıyorum.
Özgür çocuğun özünü arıyorum saatlerce bin gölün ağaçlı köyünün acılı sesiyle irkilip kendime geldiğimde iki yüreğin param parça olduğunu fark ediyorum ama bunu kendime bile . itiraf edemiyorum.Bir dörtlük daha düşünüyorum geceyle kelimelere,
Gelemeyecek tek bir gün bile
Birbirine benzeyen iki gece yok,
Neden aynı olan iki dudak öpücüğü
Nede gözlere bakan aynı acılar
Ve bakışlar…
Akşam geceye uzayan nemli gözlerimde o sıra bir türkü geliyor aklıma gülüm yaralı yaralı ama imkansız söyleyemiyorum çünkü kendime bile itiraf edemiyorum.Karanlık zindan ,kanayan yaramdan hücremden duvarlardan söz ediyorum.Bilmem anlatabiliyor muyum abi anlayan ilgili kişilere.beni kendi . olanlardan beni ezenlerden,umutlarımı çalan zalim muştan bahsediyorum…
Ve hücremde ki amansız geceyle birlikte.beni Bingöl şehrine düşman edenlere bir dörtlük düşünüyorum.
Nasıl yorgunum karanlıkta
Nasıl yalnızlıkla yiyor ve içiyorum
Ve nasıl ölüyorum anlatıyorum.
Gidin bakalım elinizde ışık surlar dışında kimi bulursanız
Anlatın Bingöl,e ölen şirimi…
Anlatın Bingöl,e yeni mahalleden Kıbrıs mahallesine,adakli,dan genç,e kiği,dan karlı ovaya baştanbaşa bağırın nasıl yarım bıraktınız türkülerimi öylece anlatın.Öyle bir şey ki anlatılmaz Bingöl,ün içine girdiğimde Bingöl şehri dışımda kalıyor muştan Bingöl,e bakınca Bingöl şehri içime sığmıyor,74 gün sonra tahliye olacağım ama şimdi özgürlüğün hiç anlamı yok…ben özgürlüğe ve Bingöl,e gönül koydum.
Bekliyorum şimdi . özgürlüğü ve Bingöl,ü gönlümü alsınlar diye.
Eğer ki bir gün özgür olursam
O gün adımı taşıyacağım.
ÖZGÜR ERDEMCİ
www.djozan.com