Kollarımda terkedişin ağır vebalinden kalma bir çocuk.
Sapsarı saçlarıyla sarp sarı dağlar misali.
Hiçliğin kendisinden daha puşt bir kelam sanki.
içimde dağlanmış duran...
Erdemli olmaktan geçiyorsa eğer bu yol.
Tam anlamıyla özgecilik kavramını tamamlamaksa eğer ,
Ben sensiz olmayı seçemeyeceğim hiç bir zaman.
Fakat yoksun en nihayetinde...
Alkolik gecelerin bahtsız huzurunda ve binbir çeşit sarhoşluk içinde
Sensiz.
Vakit geçmiyor buralarda bildiğin üzre.
Her gecenin ayrı bir tadı, apayrı bir hücre...
Biz insanoğlu pek sadist sayılmayız aslında.
Mazoşist bünyelerde yetişen kalp parçalarıyla yoğrulduk.
Takatinden yoksun kendi halinde yetişen bir menekşe misali.
Güneş görmemesi gereken fakat güneşin yaydığı ışına mahkum
Özgürlük kavramı hayalleriyle bütünleşmiş ,
Son cemre düştüğünde solacağı rivayet edilen ve bir türlü
Solmayı beceremeyen...
Ahh aşk. Ne tuhaf bir ibadet...
Şafak vaktinin gelmesini bekleyen horoz ile ,
Şafak vaktine lanet eden yarasanın karışımından peydah.
Piç bir ayrılık aslında..
Aç kollarını.
Yaralarımı sarmaya yetmez gücün hiç bir zaman.
Kabuk kabuk yaralarımın kopmasına bi çare
Yeni yaraları engelleyebilirsin kendince.
Ve bilvesile ölümden uzak.
Korkma. Tut ellerimi bir dakika.
Zaten kalmayacağım çok fazla.
Gideceğim illaki.
Korkak bir sevda benimkisi.
Özgecilikten uzak ,
Bireycilikten bir parça.
Ve dinginliğe elveda diyebilecek kadar biçare.
Herneyse.
Geriye kalan ucu kırpık birkaç sinema bileti.
Oyundaki de ayrılıktan başka birşey değildi.
Sen gittin. Bense bitmekten öte
Filizlenmeye ışık bekler çiçekler.
Gitme diyeceğimi zannetme.
Gittiğinden beri düşünmedim değil aslında.
Ve bir kez daha.
Elveda...
Ekleyen: KoZaLaK_EmRe - 20.04.2010 -
73 Okuma - 0 Yorum